Denizli’miz özellikle tekstil, mermer ve turizmde, güçlü bir altyapıya sahip olsa da küresel ticarette yaşanan değişimler ve yenilikler nedeniyle ekonomik çeşitlendirmeyi sağlamamız gerekiyor. Termal turizm ve yenilenebilir enerji, bu çeşitlendirme için ideal alanlar olarak öne çıkıyor.
Bir başka neden ise Küresel Trendlerle Uyum… Sağlık turizmi ve sürdürülebilir tarım, küresel talep artışı olan sektörler arasında… Denizli’miz, bu alanlarda da rekabet avantajına sahip bir il konumunda.
Ayrıca Yerel Kaynakların Kullanımı da önemli bir etken… Jeotermal kaynaklarımız ve termal su, Denizli’mizin doğal zenginlikleri olup yapılacak projeler ile yerel kaynakları en verimli şekilde kullanabiliriz.
Bu durum, İstihdam ve Kalkınmaya da katkı sağlayacaktır… Bu iş kolları, yüksek istihdam potansiyeline sahip; özellikle kadınlar ve gençler için iş fırsatları sunacaktır.
Termal Sağlık Turizmi
Denizli’miz Pamukkale ve Karahayıt gibi dünyaca ünlü termal kaynaklara sahip bir il; sağlık turizmi potansiyeli oldukça yüksek ve bu alanda öncelikli bir proje şu şekilde olabilir:
- 5 Yıldızlı Termal Sağlık ve Konaklama Tesisi Geliştirme Projesi…
“Neden böyle bir proje?” denilecek olursa eğer, Denizli’mizin termal kaynakları, sağlık turizmi için büyük bir çekim merkezi oluşturuyor. Ancak, mevcut tesislerin çoğu günübirlik turizme hizmet ediyorlar. Daha uzun süreli konaklamalar için yüksek standartlı, butik veya 5 yıldızlı tesisler olmalı ve geliştirilmeli; bu türde bir yapılanma turistlerin konaklama süresini artırarak ekonomik katma değeri yükseltebilir. Bunun için de Güney Ege Kalkınma Ajansımız (GEKA) tarafından yapılan “5 Yıldızlı Termal Sağlık ve Konaklama Tesisi Ön Fizibilitesi” temel alınabilir ve işe oradan başlanabilir. Bu tür bir proje, termal kaynakların kontrollü kullanımını sağlayarak hem turizmi canlandırır hem de çevresel sürdürülebilirliği destekler.
Faydalarına gelince; öncelikle
– Yabancı ve yerli turist sayısında artış sağlar.
– Fizik tedavi, rehabilitasyon ve wellness turizmi gibi daha geniş bir yelpazede bir sektörel çeşitlilik sağlanabilir. Bu sayede, sağlık turizmi gelirlerimiz yükselecektir.
– Yerel istihdam artacak ve hizmet sektörü gelişecektir.
Bu arada, bölgedeki termal su sıkıntısı da çözümlenebilir… Pamukkale ve Akköy yerleşim alanları, turizm potansiyeli yüksek yerler. Fakat bu yerleşimlerin Termal Kaynak Koruma Alanında kalması ve açılacak su kuyularının bölgenin su rezervini etkilemesi nedeniyle, buralara termal kaynak koruma alanı sınırı dışından termal suyun getirilmesi gerekiyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’müzün devam eden projeleri arasında yer alan Pamukkale ve Akköy’e Termal Su İletim Hattı Projesi, bölgedeki termal kaynakların daha verimli kullanımını sağlayabilir.
Yenilenebilir Enerji ve Tarıma Dayalı Sanayi, temel geçim kaynaklarımız haline gelebilir…
Denizli’miz, jeotermal enerji potansiyeli açısından Türkiye’de lider konumdadır ve dünyada 7’nci, Avrupa’da ise ilk sıradadır. Böyle büyük bir kaynak; tarım ve sanayi ile entegre edilirse şehirdeki ekonomik büyümeyi hızlandırabilir.
– Jeotermal Enerji ile Entegre Tarıma Dayalı Sera OSB Genişletilmesi Projesi:
Sarayköy Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi, yılda 15 bin ton sebze ve meyve üretimi hedefiyle durmaksızın çalışıyor ve %75 gibi önemli kadın istihdamı sağlıyor. Böyle bir modelin genişletilmesi hem tarımsal ihracatımızı artıracaktır hem de bölgemizde sürdürülebilir enerji kullanımını teşvik edecektir. Bunun nasıl yapılacağına gelince; örneğin Denizli Organize Sanayi Bölgemizi (OSB) destekleyecek bir jeotermal enerji altyapısı ile bu kapsam genişletilebilir. Yeni Sera OSB’leri de kurulabilir ve yüksek teknolojili tarım uygulamaları teşvik edilebilir.
Bunun sağlayacağı faydalara gelince;
– Tarım ürünlerindeki ihracatımız artacaktır.
– Enerji maliyetlerimizde düşüş ve çevre dostu üretim sağlanacaktır.
– Kadın istihdamı artacak ve kırsal kalkınmaya destek verecektir.
Örnek verecek olursak da Denizli’mizin jeotermal enerjiyle 1.500 megavat elektrik üretme potansiyeli çok daha iyi değerlendirilir ve daha verimli bir şekilde kullanılabilir hale getirilecek olursa eğer sanayi ve tarım projelerini de destekleyebilir.
Alternatif önerilerimiz de var…
– Teknik Üniversite Kurulması, bunlardan biri… Denizli Ticaret Odası (DTO) olarak, ilk kez bizim dile getirip ele aldığımız ve ön fizibilitesini bizim yaptığımız bir konudur bu. Daha sonra, Denizli OSB Sanayicileri Vakfımız (DOSAV) tarafından Denizli Teknik Üniversitesi (DETÜ) olarak planlandı. Bu üniversitemiz açılacak olursa eğer sanayimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü yetiştirebilir. Böyle nitelikli bir altyapı, uzun vadede ekonomik büyümeyi de destekler.
– Bir de Mermer ve Doğal Taş İhracatının Geliştirilmesi var… Denizli’miz, Türkiye’nin 2’nci büyük mermer havzasıdır. İhracat odaklı yeni teknolojiler ve markalaşma çalışmalarıyla, bu sektördeki katma değer artırılabilir.
Tüm bunların yanında DTO olarak Denizli Teknik Tekstil Dönüşüm Merkezi’mizi (DTMM) geliştirip büyütürken, başvurularını yapıp sonuçlanmasını beklediğimiz SoGreen Geri Dönüşüm Merkezi Projemiz ile Yapay Zeka Destekli Sürdürülebilirlik Projesi girişimlerimizi de örnek girişimciliği ile takdir toplayan insanımızın kararlılığı ve azminden aldığımız güçle, hayata geçirmeyi umuyoruz.
Denizli’nin öncelikli ekonomi projeleri, termal sağlık turizmi ve jeotermal enerjiyle bütünleşmiş tarıma dayalı sanayi üzerine odaklanmalıdır. Bu türde projeler hayata geçirilecek olursa eğer, böyle bir gelişme, ilimizin doğal kaynaklarını ve mevcut altyapısını en iyi şekilde değerlendirerek sürdürülebilir kalkınmasına, istihdam artışına ve ihracat potansiyeline destek verecek ve ekonomimizi güçlendirecektir.