Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, Gazeteci Ali Ümit Yakuphanoğullarından’ın programına katılarak; sorularını yanıtladı ve gündemi değerlendirdi. DTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen programda, sektörlerin durum tespitini de yaparak üyelerinin beklentilerini dile getirdi.

-Sayın Başkanım, öncelikle genel olarak kısa bir ekonomik değerlendirme yapar mısınız?

– Hoş geldiniz. Denizli Ticaret Odası Meclis Salonu’nda bugün sizinle şehrimizi, sektörlerimizi, ihracatımızı ve istihdamımızı ele alacağız. Bizim 40 yıllık ticari bir tecrübemiz var. Ticaretin içinden gelen bir kardeşiniz olarak aynı zamanda sahayı sürekli gezen biriyim; alandaki üyelerimiz, ihracatçılarımız, KOBİ’lerimiz gibi aklınıza gelebilecek tüm sektör mensuplarıyla durumları, talepleri ve eleştirileriyle ilgili sürekli görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Bugün de esnaf ziyareti yaptık. Bunun yanında her hafta 30 meslek komitemizle toplantılar yapıyoruz. Her komitemizin kendi mesleğiyle ilgili taleplerini ve önerilerini alıyoruz. Göreve geldiğimiz günden bugüne 3.200 esnafımızı ziyaret ettik. Aynı zamanda düzenli olarak anket çalışmaları da yapıyoruz… Üyelerimizden, Denizli Ticaret Odası’nın gidişatı ve faaliyetleriyle ilgili görüşlerini alıyoruz. 2023’ün ikinci yarısından sonra dünyada yaşanan türbülans, pandemi, deprem, faizlerdeki artış ve enflasyondaki yükseliş, hepimizi olumsuz etkiledi. Bugünlerde şükürler olsun ki hem faizlerde hem de enflasyonda yukarıdan aşağıya doğru bir iniş başladı. İnşallah önümüzdeki günlerde de milletimizin ve sektörlerimizin beklentisi doğrultusunda bu düşüşün devam edeceği öngörülüyor.

-Siz ekonominin nabzını tutuyorsunuz. Esnaf ziyaretlerinde bulunuyorsunuz ve sanayicilerle de bir araya geliyorsunuz. Yani toplumun tüm kesimlerinin nabzını tutuyorsunuz. Faizlerde bir düşüş süreci başladı ama bunun hâlâ reel sektöre bir yansıması olmadığını görüyoruz. Duyuyoruz ki hâlâ o kredilere kolay ulaşamıyorlar insanlar ve faizler hâlâ bir miktar yüksek. Son meclis toplantısında “Emek yoğun sektörlerimizdeki KOBİ’lerimiz, finansmana erişim konusunda sıkıntı yaşıyor. Mutlaka ek destekler sağlanmalı ve kredilere ulaşma konusunda bazı iyileştirmeler yapılmalı” dediniz. KOBİ’lerin problemi nedir, detaylandırabilir misiniz?

-Biz, Denizli ekibi olarak özellikle hem Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz hem de Merkez Bankası Başkanımız Sayın Fatih Karahan, Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek ve farklı bakanlarımızla ilimizde yaptığımız toplantılarda birebir görüşmeler yaptık. Denizli’mizin ve sektörlerimizin durumunu istişare ettik. Bugün şunu net ifade edeyim… Denizli’miz geçen ay itibarıyla, temmuz ayına bakıldığında, Türkiye ihracatının çok üzerinde bir ihracat gerçekleştirdi; %19’a yakın bir artışımız var. Hem istihdam hem de ihracat açısından emek yoğun sektörümüz, ev tekstili ve konfeksiyon; burada ise kısmi bir azalışımız oldu. Ama benim gördüğüm ve tüm platformlarda da gündeme getirdiğim asıl problem, kârlılıkların ortadan kalkmasıdır… Kârlılığın ortadan kalkmasının sebebi de yüksek faiz ve yüksek enflasyondur. Peki niçin kârsız satıyoruz? Yıllardan beri çalıştığımız Avrupa’daki müşterilerimizi kaybetmemek ve sürdürülebilirliği sağlamak için. Çalışanımızı işsiz bırakmama, ihracatımızı devam ettirme adına, bunları gücümüz yettiği kadarıyla yapmaya çalışıyoruz. Ama bugün geldiğimiz noktada, bu geçiş sürecinde, devletimizin özellikle KOBİ ve ihracatçı firmalarımıza bir yıl ödemesiz, 48 ay vadeli ve uygun koşullardaki faiz oranıyla destek vermesini talep ediyoruz. Bir an önce bu destekler sağlanırsa yolumuza hızlı devam edeceğiz. Zarardan kurtulup ticari faaliyetimizi kârlı hâle getirmeye çalışacağız. İhracatçı firmalarımız artık dünya pazarında rekabet etme gücünü kaybetti… Uzak Doğu ve Çin ile rekabet edemiyoruz. Maliyetlerimiz çok fazla. Artık pahalı bir ülke hâline de dönüştük. Pazarımızı kaybetmeden yolumuza devam etmek ya da beklediğimiz bu destekleri alırsak ihracatımızı artırma şansımız bile var.

-Aslında bir “nefes kredisi” çıktı. Daha sonra size ciddi anlamda, ciddi sayıda başvurular da oldu. Herhalde o yeterli olmadı, değil mi? 

-Nefes kredisi ile ilgili Denizli’de en yoğun katkı sağlayan kurumlardan birisiyiz. Çünkü Denizli Ticaret Odası’nın 23.000 üyesi var. Bizde müracaat sayısı da çok fazlaydı. Bu kredi, Türkiye geneline 25 milyar TL olarak dağıldı, sonradan 5 milyar TL daha ilave edildi ama bugünkü koşullarda ihtiyacımıza cevap veremediğini görüyoruz. Onun için bu kredi koşullarının daha kapsamlı, daha geniş ve rakamsal boyutta biraz daha yüksek olması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü maliyetlerimiz arttı. Ben firma başına hem miktarın hem sayının hem de faiz oranının biraz daha aşağıda tutulmasının sektörlerimize gerçek anlamda bir nefes olacağına inanıyorum. Biz daha önce depremde ve pandemide devletimizin çok ciddi desteklerini aldık. Bugüne kadar firmalarımız şükürler olsun üretimlerini, çarklarını sistem bozulmadan devam ettirdiler. Burada da yine Kısa Çalışma Ödeneği ile ilgili ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum. Bunu da ilgili bakanlıklara ve TOBB’a yazılı olarak bildirdik. İstihdamdaki destek oranlarının da artması lazım. Yine ticari kredilerde büyüme sınırıyla ilgili firmalarımızın çok ciddi problemleri var. Yani kredi limitleri var ama büyüme sınırına takıldığı için kredi kullanamıyorlar. Üreticiyiz, ihracatçıyız; çeklerimiz var, emtia alımı var, ödemelerimiz var, personel giderlerimiz de var. Burada büyüme sınırının kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz.

-Denizli’nin ana sektörü tekstil. Ev tekstili sektöründe, ciddi anlamda Mısır’a gidiş var. Denizli’den çok fazla olmasa da belki sayılar yok ama Türk tekstilinin geneline baktığımızda Mısır’a doğru bir yönelim var. Orada ciddi anlamda destekler var, işçilik daha ucuz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Resmi olarak Denizli’den Mısır’a giden bir firma yok. Sadece geçmişte giden 1-2 firmamız vardı. Onun dışında şu an bizim bildiğimiz, bizim kayıtlarımızda böyle bir durum söz konusu değil. Dünyayla rekabet edemeyince, özellikle dış giyimde Mısır’a giden firmaların olduğunu biliyoruz. Şimdi önemli olan üretici, ihracatçı ve sanayici firmalarımızı ülkemizde tutmaktır. Bunlar dünyayla rekabet edemediği için, fiyat tutturamadıkları için gidiyorlar. Biz de onun için diyoruz ki üretimimizi ve ihracatımızı, aynı zamanda istihdamımızı koruma anlamında ticari kredilerde büyüme sınırını kaldırarak Kısa Çalışma Ödeneğini yeniden devreye alalım.

Denizli’ye Avrupa Birliği ülkelerinden gelen yatırımcı firmalar var. İlk sırada da Almanya yer alıyor. Avrupa Birliği ülkelerinden yatırımcılar da var. Benim biraz önce değindiğim konuların asıl amacı ise şudur: Ülkemizde yatırımı artırmak için koşullarımızın iyileşmesi gerektiği noktasında temaslarda bulunuyoruz.

-İstihdam konusunda durum nedir?

-Bazı dostlarımız emek yoğun sektörlerden 20 bin, 30 bin hatta 40 bin kişi işsiz kaldı diyorlar. Farklı görüşler var. Bugün resmi rakamlara baktığımızda ise öyle gözükmüyor. Denizli tarihinde en yüksek 4A kapsamında çalışan sayısı 230 bin civarındaymış. Az önce tekrar gözden geçirdim; hâlâ aynı. Burada işsiz kalan yok. Sahaya çıktığımızda ise görüyoruz ki bir dönüşüm yaşanıyor, bu net bir şekilde görünüyor. Örneğin, tekstil firmasından ayrılan bir kardeşimiz emek yoğunluğu az olan başka bir sektörde çalışmaya başlamış. İş bulamama ya da işsiz kalma gibi bir durum söz konusu değil yani. Yalnızca emek yoğun sektörlerden ayrılan insanlar, farklı alanlarda iş bulmuş durumdalar.

Denizli, Türkiye’de her anlamda ilk 10’un içine giren tek şehir. Yeter ki işlerimiz açılsın. Sanayicimiz, üreticilerimiz ve ihracatçılarımız geri dönüşü rahatlıkla sağlayabilirler. 

-Sayın Başkan, şimdi bir başka çıkış noktası da şu olabilir mi? Çin’de çok büyük, devasa üretim tesisleri var. Yabancı ortaklıklar ya da sektör içi ortaklıklar yoluyla daha büyük şirketlere dönüşme çabası bu sorunları azaltabilir mi? Size göre böyle bir ortam var mı?

Doğru söylüyorsunuz… Ben birkaç yıldır şirketler arasında evliliklerin olması gerektiğini dile getiriyorum. Küresel anlamda da artık ticarette birlikte hareket etmenin güç oluşturduğunu biliyoruz. Bugün Çin’e dünyanın dört bir yanından yatırım geliyor; ortaklık yapılıyor ve devasa, güçlü firmalar ortaya çıkıyor. Bugün Denizli’mizde de aslında iyi bakıldığında benzer örnekler var. Özellikle emek yoğun sektörlerde birleşme, bir araya gelme, güç birliği oluşturma bence artık gerekli. Kapasitemizi artırdıkça maliyetlerimizin düşeceğine inanıyorum. Kapasiteyi artırıp finans yapımızı bu ortaklıklarla güçlendirdiğimizde, dünya pazarında da rekabet şansımızı artırabiliriz. Çünkü bu gelen firmalar finansman kaynaklarını da getiriyorlar. Bugün hep yüksek finansman maliyetinden bahsediyoruz; ortak olunan şirket işte bu maliyetten de kurtulmuş oluyor.

2000 yılı öncesinde EGS Holding vardı… Türkiye açısından bana göre çok önemli bir oluşumdu. Ben de o şirkette 8 yıl kadar görev yaptım. Ama maalesef o süreçte olumsuzluklar yaşandığı için tekrar öyle bir model denenmiyor. Yani geçmişteki kötü örnekler, gelecekteki şirket evliliklerini de olumsuz etkiliyor. Onun için daha çok yeni oyuncuların bu tür birliktelikleri hayata geçirmesi gerekiyor. Bu, şehre ve sektörlerimize güç katar. Ayrıca bu tür firmaların pazarlama noktasında sıkıntı yaşamadıklarını da söyleyebilirim.

- Peki Sayın Başkan; dönüşmemiz gerekiyor değil mi? Siz de bu konuda önemli bir adım attınız. Özellikle tekstil sektörüne yönelik Denizli Teknik Tekstil Merkezi’nizi açtınız. Bugün itibarıyla sanayicilerin de ilgi duyduğunu görüyorum. Dün Denizli Sanayi Odası da heyet halinde merkeze bir ziyaret gerçekleştirdi. Bugün itibarıyla da artık insanlar o dönüşümün zorunlu olduğunu çok net bir şekilde görüyorlar ve teknik tekstil merkezinize ilgi gösteriyorlar. Burasıyla ilgili de birtakım projeler yürütüyorsunuz. İsterseniz Denizli Teknik Tekstil Merkezi ve bu dönüşüm sürecini de konuşalım.

-Denizli Teknik Tekstil Merkezimiz, Türkiye’de tekstil üretimi ve ihracatı yapan firmalarımızın teknik ekiplerinin ziyaret ettiği, hocalarımızla beraber ARGE çalışmalarının yapıldığı bir merkez oldu. Çünkü teknik tekstil merkezinin asıl amacı hem Denizli’mize hem de ülkemizdeki tüm üreticilere katkı sunmak.

Artık katma değeri yüksek, teknolojisi yüksek ürünlerle dünya pazarında rekabet edebilecek boyutta olduğumuzun farkındayız. Biz, bu konuda merkezde 24 saat hizmet vermeye hazırız.

Bu arada, Sanayi Odamızın tekstil komitesindeki arkadaşlarımız, teknik tekstil merkezimizi ziyaret ettiler. Bunlar önemli gelişmeler. Bizim arzumuz ve isteğimiz, bu şehirdeki sanayicimizin teknik tekstil merkezini kullanarak, şehre, kendilerine ve sektörlerine katkı sağlamasıdır. Orası da zamanla daha hareketli bir yer olacaktır.

GEKA ile imzaladığımız yeni projelerle, teknik tekstil merkezimizde ARGE çalışması yapacak firmalarımıza 250.000 TL’lik destek sağlayacağız. Bunun yanında yine Çardak OSB ile 35.000.000 TL değerinde geri dönüşümle ilgili bir proje hazırladık. Onu da hayata geçirirsek inşallah, orada üretim hatlarımız olacak. Ayrıca karbon ayak izi ile ilgili de çalışmalarımız da olacak.

 -Denizli Ticaret Odası, fuarlar konusunda da iyice uzmanlaştı. Bununla ilgili neler söylersiniz? 

Fuarlara ilgi çok yüksek. Örnek verecek olursam; Kanton Fuarı’yla ilgili sadece arkadaşlarla istişare ettik ve “Yapalım” dedim. Ertesi gün 60 firmadan birden talep geldi. Bu, bizim için çok onur ve gurur vericiydi. Yurt içi ve yurt dışı fuarlar yoğun geçiyor. Bu konuda çok iyiyiz. Fuarlardan büyük fayda sağladık ve üyelerimize Denizli Ticaret Odamızın desteğini de sağladık. Bu fuarlara gidişimizle birlikte, Denizli’mizden yaklaşık 15 firma Avrupa Birliği ülkelerinde iş yeri açtı. Bu demek oluyor ki, yapılan çalışmalar faydalı. Onun için organizasyonlarımıza devam edeceğiz.

- Sayın Başkan, yavaş yavaş noktayı koyabiliriz. Çok keyifli bir sohbetti. Sorunları da konuştuk, çözüm yollarını da. Çözüm yolları konusunda da farkındalık oluştu; insanlar dönüşüm istiyorlar, değişmeyi istiyorlar. Esnafı ve sanayiciyi bilinçlendirmek ve doğru yöne taşımak noktasında da odaların rolü çok önemli değil mi? Yaz döneminde bile yoğun çalıştınız; yani hiç durmuyorsunuz. Denizli Ticaret Odası, bütün yaz durmadan çalıştı. Başkanı da zaten sürekli sahadaydı. Bizlere vakit ayırdığınız için teşekkür ediyoruz.

– Esnafımızı ve sanayicimizi doğru yönlendirmek, bizim görevlerimizden bir tanesi. Onun için zaman mefhumu olmadan var gücümüzle çalışıyoruz. Ben sizlere teşekkür ediyor, iyi yayınlar diliyorum.